Sağlık Bülteni-Bu bölümde kanser hastalığı ile ilgili konuşacağız.
Sağlık Bülteni-Bu bölümde kanser hastalığı ile ilgili konuşacağız.

Muhtemelen çoğumuz sağlık sorunları yaşadığımızda kansere yakalanıp yakalanmadığımızı düşünmüşüz. Bugün kanser hastalığının belirtileri ile ilgili konuşacağız.

Aslında kanser hastalığının birçok belirtisi vardır. Özellikle memede ve diğer organlarda kalınlaşan bölümler ve tümörler, yeni benlerin oluşması ve eski benlerin değişmesi, iyileşmeyen yaralar, sesin bozulması ve bitmeyen öksürükler, idrar ve tuvalet yapmak düzeninin bozulması, yemek yedikten sonra midedeki rahatsızlık, yutmada yaşanan sorunlar, sebepsiz bir şekilde kilo almak ve vermek, beklenmedik salgılamalar ve kan akması, aşırı yorgunluk ve halsizlik duygusu ve benzeri durumlar bu hastalığın belirtilerinden olabilirler.

Tabii bu belirtileri taşıyorsanız hemen korkuya kapılmanıza gerek yok çünkü bu belirtilerin olması kesin bir kanser göstergesi değildir. Bu belirtiler başka iyi huylu bir tömör veya diğer sebeplerden dolayı olabilir. Bu arada sadece uzman doktorlar bu konuda görüş bildirebilirler. Ancak bu belirtileri veya aniden değişiklikler gördüğünüzde hemen doktora baş vurup gerekenleri yapmayı ihmal etmeyin.

Kanser hastalığının ilk aşamalarda acı vermeden gelişmesinden dolayı saydığımız belirtilerle karşılaştığınızda acılar başlamadan hemen doktora baş vurmanız gerekiyor. Belirtiler tespit edilip daha sonraki tahlillerde de hastalığın olduğu yönünde sonuçlar çıkarsa doktorlar kesin bir tanı koyup hastalığın olup olmadığı konusunda karar verebilir. Bu çerçevede doktor muhtemelen hastanın kişisel ve ailevi tıbbi geçmişini araştırıp onu daha fazla incelenmek üzere klinik muayenelere tabi tutar. Doktor ayrıca daha geniş çaplı laboratuvar tahlillerini, tomografi veya diğer laboratuvar süreçlerini de önerebilir.

Kan, idrar ve vücudun diğer sıvı kaynaklarının testlere ve tahlillere tabi tutulması kanser hastalığının teşhisinde en etkili yöntemlerdendir. Bu laboratuvar incelemeleri, örneğin böbreğin işlevinin kalitesini ortaya çıkarıp bir yandan da kimi ek maddelerin belirlenmesine yol açar. Bu da kanserin teşhisinde büyük rol oynar. Bu ek maddelere tıp dilinde tümör göstergeleri denmektedir. Buna rağmen tahlillerin sonuçlarında görülen sıra dışı rakamlar kanserin olduğu anlamına gelmiyor. Doktorlar bu aşamada laboratuvar sonuçları ile yetinmiyorlar.

Vücudun tomografisinin çekilmesi bir diğer teşhis yöntemlerinden sayılır. Tomografi aracılığı ile iç organların resmi çekilir ve böylece doktorların tümörlerin teşhisindeki elleri de güçlenir. Genelde x ray ile çekilen tomografiler, bilgisayarlı tomografiler, nükleer tarama, ultrason-sonografi, MR ve Pozitron Emisyon Tomografisi-PET bu alanda en bilinen yöntemlerdendir.

Ayrıca doktorlar çoğu durumlarda kanser konusunda kesin teşhis koymak için biyopsi yöntemine baş vurup belli bir dokuyu hastanın vücudundan örnek olarak alıp laboratuvara gönderirler.

Biyopsi için iğne ve  andoskopi ile örnek alma veya tam bir cerrahiye baş vurulabilir. Doktorlar ise en iyi yöntemi seçmek için hastalığın hangi aşamada olduğunu bilmeleri gerekiyor. Meme, akciğer, prostat ve kalın bağırsak kanserleri gibi çoğu kanser türlerinde tümörün büyüklüğü ve kanserin diğer lenfatik salgı bezlerine yayılıp yayılmadığı hastalığın hangi aşamada olduğunu belli etmektedir.

Kimi kanser türleri ise vücutta belirtilerin meydana gelmesine yol açmadan teşhis edilmesi mümkün. Kanserin teşhisi için yapılan incelemeler ve tetkiklere tarama tahlilleri adı verilir. Sağlık tarama testleri kimi kanser türlerinin erken teşhisinde doktorlara yardımcı olur. Bu da kanser gibi tehlikeli bir hastalığın daha rahat ve etkin bir şekilde tedavi edilmesine yol açar.

Sağlık taraması tahlillerinden meme, rahim, kalın bağırsak ve rektum kanserlerinin teşhisi için de yararlanılır. Meme kanserinin teşhisi için ise mamografi en iyi araçtır. Ayrıca rahmin ağzındaki hücrelerin incelenmesi için de Pap testi kullanılmaktadır. Sigmoid andoskopi, Klonoskopi ve polip teşhisi için yapılan dışkı örneğindeki gizli kan testi de ince ve kalın bağırsaktaki kanser veya diğer sorunların teşhisinde de önemli rol oynuyor.

Bu hastalığın tedavi yöntemi ise kanserin türüne ve hangi aşamada olduğuna bağlıdır. Doktorlar ayrıca tedavi yöntemini belirlemek için hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna da dikkat ederler. Aslında çoğu durumlarda kanserin tam olarak tedavi edilmesi hedeflenir. Ancak bunun haricinde olabildiğince hastalığın gelişmesinin önlenmesi ve belirtilerinin azaltılmasına yönlenilir. Tedavi süreci ise zaman aşırı ve hastalığın gelişmesine ve evrelerine göre değişim gösterir.

Çoğu kanser tedavi sürecinde, cerrahi, kemoterapi veya radyoterapiye baş vurulur. Kimi başka doktorlar da hormonterapi ve biyoterapiyi kanseri yenmek yöntemi olarak önerirler. Bunlara ilaveten kemoterapi ve radyoterapi yapılamayan hastalar için kök hücre nakli de yapılabilir. Kimi kanser türlerinde ise sadece tek bir yöntem en güzel sonucu verir. Ancak bazı kanser türleri için birkaç tedavi yöntemine baş vurulabilir.

Tedavi yöntemleri vücudunun sadece belli bir bölümüne lokal olarak veya vücudun tamamına sistemik tedavi çerçevesinde uygulanabilir. Lokal tedavide kanser sadece vücudun belli bir bölümünde yok edilip ya da kanserli tümör kaldırılır. Böylece kanser tümörünün kaldırılması için yapılan cerrahiler lokal cerrahilerdir. Ayrıca tümörleri küçültmek veya yok etmek için uygulanan radyo terapi yöntemleri de lokal tedavi sayılır.

Sistemik tedavi yönteminde ise kan akışına belli ilaçlar ve maddeler enjekte edilir. Böylece kanser hücreleri yok edilmeye çalışılır. Bu süreç kanser hücrelerinin yok olmasına da azalmasına da yol açabilir ve sonunda da ana tümörün diğer organlara ve dokulara yayılmasını önler. Kemoterapi, hormon terapi ve biyoterapi sistemik kanser tedavi yöntemlerinden sayılırlar.

Kimi kanserli hastalar, tamamlayıcı tıp veya alternatif tıptan da yararlanırlar.  Bu çerçevede akupunktur geleneksel iğneli tedavi, masaj terapi, bitkisel ilaçlar ve karışımlar, vitaminli rejimler veya diğer özel besinli rejimler, meditasyon, hayal gücü yardımı ile yapılan tedavi ve maneviyat aracılığı ile yapılan terapiye tamamlayıcı tedavi yöntemleri olarak değinmek mümkün. Çoğu hastalar da alternatif ve tamamlayıcı tıp alanlarından yararlanmalarının ardından kendilerini daha rahat hissettiklerini söylüyorlar. Buna rağmen kimi tamamlayıcı ve alternatif yöntemler yaygın bozuklukların tedavisinde zor durumların ortaya çıkmasına da yol açabilir. Kimi yöntemler ise tek bir yöntem olarak uygulansa bile zararlı olabilir. Bu hususa kanser hastalarının daha fazla dikkat etmesi gerekiyor.

Dünya genelinde araştırmacılar kanserin önlenmesi, teşhisi, tanınması ve tedavisi için yeni ve daha iyi yöntemler geliştirmeye çalışıyorlar. Böylece kanserin nedenleri ve kaynakları hususunda da bilgiler artmaktadır. Bu çerçevede birçok laboratuvar çalışması da yapılmıştır. Bugüne dek bu çalışmalar sayesinde kanser alanındaki araştırmalarda da göz alıcı bir gelişme sağlanmışsa da ancak hala bilim insanları daha etkin yöntemler bulmak için çalışmalarına devam etmektedirler.

Laboratuvar araştırmaları sayesinde elde edilen sonuçlar neticesinde şimdi de kanserli hastalar daha fazla hayatta kalabilirler. Ayrıca kanserden kurtulan kişilerin hayat kalitesi de daha önce tedavi görenlerin hayatına göre daha da artar.

Siz de kanseri önlemek için yeterli derecede harekete geçmediğinizi zannediyorsanız o zaman günlük hayatınızda ufak tefek değişimler yaparak, sağlam bir beslenme rejimine geçerek, kanser sağlık taramalarına düzenli olarak katılarak bu kaygıdan kurtulabilirsiniz. Tütün ürünleri ve bu ürünleri kullananlardan uzak durarak kansere yakalanma riskini de azaltabilirsiniz. Ayrıca meyve, sebze ve kepekli tahıllar ve fasulye gibi bitkisel ürünleri içeren uygun bir beslenme rejimi çerçevesinde beslenerek bu yönde etkili bir adım atmış olacaksınız.

Yağlı bir besin rejiminde genel olarak daha fazla kalori mevcuttur. Bu da kilo almanız ve şişmanlamanızı hızlandırır. Aslında uygun bir kiloya sahip olmak ve günlük olarak egzersiz yapmak şişmanlamanın önünde etkili bir engeldir.

Bunların yanı sıra vücudunuzu güneş ışınlarına fazla maruz bırakmayın. Kanserin en yaygın türlerinden biri de cilt kanseridir. Bu kanser kolaylıkla önlenebilir. Bu doğrultuda kendinizi aşırı bir şekilde güneşe maruz bırakmayın. Özellikle de günün 10 ila 16 saatleri arasında güneşe maruz kalmamaya çalışın. Çünkü bu saatlerde güneş ışınları her zamankinden daha fazla güçlü olur. Maruz kalmak zorunda iseniz o zaman krem ve losyon sürmeyi hiç ama hiç unutmayın.

Kanserin önlenmesi, özel virüs enfeksiyonları karşısında korunmakla da doğrudan alakalıdır. Doktorunuza vücudunuzun enfeksiyonlara karşı korunması hususunda  danışın. Tüm bebekler için Hepatit B aşısını kullanın çünkü Hepatit B hastalığı Karaciğer kanserine yakalanma riskini de beraberinde getirir.

Bunun yanı sıra gençlik çağında HPV aşısını almayan 26 yaş altı kadınlar ve erkekler de bu aşıları almaları gerekiyor. Çünkü bu virüs de rahim boynu(serviks) kanserine yol açabilir.

Düzenli muayeneler ve sağlık taramalarına katılarak kanser türlerine teşhis koyulabilir. Böylece bir kanser türüne erken teşhis koyulursa tedavi sürecinde başarı oranı da artmış olur. Doktorunuza sağlık taramalarına katılmak için en uygun zamanı bulmak hedefi ile  danışmayı ihmal etmeyin.

Tam da bugünden itibaren kansere yakalanmamak için ayağa kalkın. Bundan pişman olmayacaksınız. Bu ömrünüzün sonuna kadar sizi rahatlatacaktır.